okyanus
07-04-2006, 15:25
Hz. Ali felsefesinde çok önemli bir yere sahiptir. O, gerek yaptıkları, gerekse yaşamıyla, İslamiyet'in gerçekleştirmek istediği insan tipinin örneği olmuştur. İslam tarihinde Hz. Ali'den daha mükemmel bir Müslüman örneği bulmak mümkün değildir.
Zaten Alevi felsefesinde Hz. Ali, peygamberlik makamının içyüzü sayılan imametin (velayetin) başlangıcıdır. Bu nedenle adı, Peygamber Muhammet Mustafa ile birlikte anılır.
Hz. Ali, Hz. Muhammet'in amcası, Ebu Talip'in oğludur. Hz. Ali'nin annesi Hz. Peygamber'in atası Haşim'in oğlu Esed'in kızı Fatma'dır. Hz. Ali, Miladi 598 yılında Kâbe içinde doğmuştur ve Kâbe'de doğan tek kişi, kendisidir. Baba ve ana tarafından Haşimi soyundan gelmiş ilk kişidir.
Hz. Ali'nin babası Ebu Talip, Hz. Muhammet'i, dedesi Abdülmuttalip'in vefatından sonra yanına almış ve kendi vefatına dek onu korumuştur. Kureyş boyunun ablukası nedeniyle Müslümanların, Ebu Talip'in evinin bulunduğu mahalleye sığındıkları yıllarda Ebu Talip, Peygamber'e kötülük yapmamaları için gece nöbet tutardı. Bazı geceler, Ali'yi, Peygamberin yatağında yatırır, ona yapılacak bir saldırının Ali'ye olmasını amaçlardı. Ebu Talip, Hz. Hatice'nin vefatından üç gün önce vefat etmiştir. (619 yılı sonları) (Ebu Talib’in ne mükemmel bir mümin olduğunu yaptıkları ve şiirleri açık açık göstermektedir. İbn Kesir’den ilgili bölüm incelenebilir. Buna karşın Emevici yazarlar, onu kafir olarak ölmüş göstermek için yalan hadisler uydurmuşlardır. Ebu Süfyan gibi İslam düşmanını mümin, Ebu Talib gibi mümini de kafir gösteren bu zihniyet, işte Alevi-Sünni felsefesinin ayrışmasındaki işaretlerden sadece birisidir.)
Hz. Ali'nin annesi Fatma, Hz. Muhammet'e analık etmişti. Hz. Peygamber; onun hakkında, “Bu, benim anamdan sonraki anamdır” demiştir.
İmam Ali'nin künyesi, Ebül Hasan'dı. Peygamber ona Ebu Türab künyesini vermişti, bundan dolayı bu künyeyi severdi.
Lakabı arslan anlamına Haydar, Murtaza, Allah'ın arslanı anlamına Esedullah veya Şiriyezdan'dır. Ayrıca Emirülmüminin, Mevlalmuttakıyn gibi birçok lakabı vardı. En meşhuru Murtaza'dır. Anadolu'da, Şah-ı Velayet, Haydar, Murtaza diye anılır.
Hz. Ali, Hz. Fatıma'nın vefatına kadar, başka bir kadın almamıştır. Erkek-kız, otuz üç çocuğu olmuştur. İmam Hasan ve Hüseyin'le, Zeynep ve Ümmü Gülsüm, Fatıma'dan olan çocuklarıdır.
Bir kıtlık yılında, Hz. Peygamber, Ebu Talip'in sıkıntısını gidermek için oğullarından Ali'yi yanına aldı. Ali, küçük yaştan beri Peygamberin evinde kaldı ve onun terbiyesi altında yetişti.
Tarihi kaynaklara göre, Hz. Peygamber'e vahiy geldikten sonra İslam'ı kabul eden ilk kişi Hz. Ali'dir. Ondan sora Hz. Haticetülkübra İslam'ı kabul etmiştir
Aslında Alevilikte, Hz. Ali'nin baştan beri Müslüman olduğu inancı vardır. Hz. Muhammet, Hz. Ali'yi eliyle beslemiş, yanında yatırmış, kendi bilgisine göre yetiştirmiştir. Bu nedenle Ali'nin İslamiyeti kabulüne tarih koymak yanlıştır.
XXVI. Sure'nin (Şuara), “Ve en yakın akrabalarını uyar” açıklamasındaki 214. ayet inince Hz. Peygamber, eşi Hatice'ye yemek hazırlattı. Ali'ye de, Abdülmuttalip soyundan olanları çağırmasını emretti. Davet edilenler gelince, Hz. Peygamber söze başlamak istedi ise de Ebu Lehep, buna engel oldu. Ertesi günü yine aynı durumla karşılaşıldı. Üçüncü günü Hz. Muhammet, onları imana çağırdı ve “Bu işte bana kim vezir olacak?” diye sordu. Ali, bu görevi kabul ettiğini söyleyince Hz. Muhammet, “Gerçekten de Ali, benim kardeşimdir, vezirimdir, vasiyimdir, içinizde halifemdir, ona itaat edin” dedi. Orada bulunanlardan, Ebu Talip'le, “Allah, oğlunun sözünü dinlemeni, ona itaat etmeni emrediyor” diye alay edenler bile olmuştu.
Peygamber Muhammet Mustafa, Mekke'den Medine'ye hicret edeceği gece, Ali'yi kendi yatağına yatırmış, Peygambere suikastta bulunmak üzere gelenler, yatağında Ali'yi bulmuşlar, Hz. Muhammet'i sormuşlar, fakat bir cevap alamamışlar ve aramaya koyulmuşlardı.
“Bakara Suresi”nin “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah rızasını almak için canını satar ve Allah, kullarını pek esirgeyendir” açıklamasındaki 207. ayeti, Ali'nin, Peygamber uğruna canını vermek için onun yatağına yatması nedeni ile inmiştir.
Hicretten beş ay sonra Peygamber, Ansar (Yardım edenler) denen Medineli Müslümanlarla Muhacirin (göçmenler) diye anılan Mekke'den göçen Müslümanları birbirleriyle daha da kaynaştırarak kardeş etti. Kardeşlik töreni bitince yalnız kalan, Hz. Muhammet ile Hz. Ali idi. Ali, “Ya Resulallah, ashabını birbiriyle kardeş ettin beniyse yalnız bıraktın” deyince, Hz. Peygamber “Sen, Musa'ya Harun ne kadar yakınsa, bana o kadar yakınlıktasın. Sen dünyada da benim kardeşimsin, ahrette de” dedi. Ali ile Muhammet böylece kardeş oldular. Kardeşlikleri, ahrette de devam etsin istediler. Bu kardeşlik, Anadolu Alevilerinde bütün canlılığı ile temsil edilmiştir.
623 yılı Muharrem ayının yirmi birinci perşembe günü akşamı, Peygamber tek kızı Hz. Fatimaüzzehra'yı, Ali ile evlendirmiştir.
Zaten Alevi felsefesinde Hz. Ali, peygamberlik makamının içyüzü sayılan imametin (velayetin) başlangıcıdır. Bu nedenle adı, Peygamber Muhammet Mustafa ile birlikte anılır.
Hz. Ali, Hz. Muhammet'in amcası, Ebu Talip'in oğludur. Hz. Ali'nin annesi Hz. Peygamber'in atası Haşim'in oğlu Esed'in kızı Fatma'dır. Hz. Ali, Miladi 598 yılında Kâbe içinde doğmuştur ve Kâbe'de doğan tek kişi, kendisidir. Baba ve ana tarafından Haşimi soyundan gelmiş ilk kişidir.
Hz. Ali'nin babası Ebu Talip, Hz. Muhammet'i, dedesi Abdülmuttalip'in vefatından sonra yanına almış ve kendi vefatına dek onu korumuştur. Kureyş boyunun ablukası nedeniyle Müslümanların, Ebu Talip'in evinin bulunduğu mahalleye sığındıkları yıllarda Ebu Talip, Peygamber'e kötülük yapmamaları için gece nöbet tutardı. Bazı geceler, Ali'yi, Peygamberin yatağında yatırır, ona yapılacak bir saldırının Ali'ye olmasını amaçlardı. Ebu Talip, Hz. Hatice'nin vefatından üç gün önce vefat etmiştir. (619 yılı sonları) (Ebu Talib’in ne mükemmel bir mümin olduğunu yaptıkları ve şiirleri açık açık göstermektedir. İbn Kesir’den ilgili bölüm incelenebilir. Buna karşın Emevici yazarlar, onu kafir olarak ölmüş göstermek için yalan hadisler uydurmuşlardır. Ebu Süfyan gibi İslam düşmanını mümin, Ebu Talib gibi mümini de kafir gösteren bu zihniyet, işte Alevi-Sünni felsefesinin ayrışmasındaki işaretlerden sadece birisidir.)
Hz. Ali'nin annesi Fatma, Hz. Muhammet'e analık etmişti. Hz. Peygamber; onun hakkında, “Bu, benim anamdan sonraki anamdır” demiştir.
İmam Ali'nin künyesi, Ebül Hasan'dı. Peygamber ona Ebu Türab künyesini vermişti, bundan dolayı bu künyeyi severdi.
Lakabı arslan anlamına Haydar, Murtaza, Allah'ın arslanı anlamına Esedullah veya Şiriyezdan'dır. Ayrıca Emirülmüminin, Mevlalmuttakıyn gibi birçok lakabı vardı. En meşhuru Murtaza'dır. Anadolu'da, Şah-ı Velayet, Haydar, Murtaza diye anılır.
Hz. Ali, Hz. Fatıma'nın vefatına kadar, başka bir kadın almamıştır. Erkek-kız, otuz üç çocuğu olmuştur. İmam Hasan ve Hüseyin'le, Zeynep ve Ümmü Gülsüm, Fatıma'dan olan çocuklarıdır.
Bir kıtlık yılında, Hz. Peygamber, Ebu Talip'in sıkıntısını gidermek için oğullarından Ali'yi yanına aldı. Ali, küçük yaştan beri Peygamberin evinde kaldı ve onun terbiyesi altında yetişti.
Tarihi kaynaklara göre, Hz. Peygamber'e vahiy geldikten sonra İslam'ı kabul eden ilk kişi Hz. Ali'dir. Ondan sora Hz. Haticetülkübra İslam'ı kabul etmiştir
Aslında Alevilikte, Hz. Ali'nin baştan beri Müslüman olduğu inancı vardır. Hz. Muhammet, Hz. Ali'yi eliyle beslemiş, yanında yatırmış, kendi bilgisine göre yetiştirmiştir. Bu nedenle Ali'nin İslamiyeti kabulüne tarih koymak yanlıştır.
XXVI. Sure'nin (Şuara), “Ve en yakın akrabalarını uyar” açıklamasındaki 214. ayet inince Hz. Peygamber, eşi Hatice'ye yemek hazırlattı. Ali'ye de, Abdülmuttalip soyundan olanları çağırmasını emretti. Davet edilenler gelince, Hz. Peygamber söze başlamak istedi ise de Ebu Lehep, buna engel oldu. Ertesi günü yine aynı durumla karşılaşıldı. Üçüncü günü Hz. Muhammet, onları imana çağırdı ve “Bu işte bana kim vezir olacak?” diye sordu. Ali, bu görevi kabul ettiğini söyleyince Hz. Muhammet, “Gerçekten de Ali, benim kardeşimdir, vezirimdir, vasiyimdir, içinizde halifemdir, ona itaat edin” dedi. Orada bulunanlardan, Ebu Talip'le, “Allah, oğlunun sözünü dinlemeni, ona itaat etmeni emrediyor” diye alay edenler bile olmuştu.
Peygamber Muhammet Mustafa, Mekke'den Medine'ye hicret edeceği gece, Ali'yi kendi yatağına yatırmış, Peygambere suikastta bulunmak üzere gelenler, yatağında Ali'yi bulmuşlar, Hz. Muhammet'i sormuşlar, fakat bir cevap alamamışlar ve aramaya koyulmuşlardı.
“Bakara Suresi”nin “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah rızasını almak için canını satar ve Allah, kullarını pek esirgeyendir” açıklamasındaki 207. ayeti, Ali'nin, Peygamber uğruna canını vermek için onun yatağına yatması nedeni ile inmiştir.
Hicretten beş ay sonra Peygamber, Ansar (Yardım edenler) denen Medineli Müslümanlarla Muhacirin (göçmenler) diye anılan Mekke'den göçen Müslümanları birbirleriyle daha da kaynaştırarak kardeş etti. Kardeşlik töreni bitince yalnız kalan, Hz. Muhammet ile Hz. Ali idi. Ali, “Ya Resulallah, ashabını birbiriyle kardeş ettin beniyse yalnız bıraktın” deyince, Hz. Peygamber “Sen, Musa'ya Harun ne kadar yakınsa, bana o kadar yakınlıktasın. Sen dünyada da benim kardeşimsin, ahrette de” dedi. Ali ile Muhammet böylece kardeş oldular. Kardeşlikleri, ahrette de devam etsin istediler. Bu kardeşlik, Anadolu Alevilerinde bütün canlılığı ile temsil edilmiştir.
623 yılı Muharrem ayının yirmi birinci perşembe günü akşamı, Peygamber tek kızı Hz. Fatimaüzzehra'yı, Ali ile evlendirmiştir.